Endüstri 4.0

Yapay zeka, robotik teknolojiler, akıllı üretim sistemleri, 3-D yazıcılar, nesnelerin interneti, büyük veri, bulut bilişim ve daha saymadıklarımız. Kelimeleri okudukça kendimizi geleceği anlatan bir bilimkurgu filminde sanmamız işten bile değil. Günlük hayatımızı baştan sona değiştiren dijital teknoloji ve internet devrimi çoktan içinden doğduğu sanayiyi de değiştirmeye başladı. Hatta değiştirmekle kalmadı tamamen domine ederek yönetiyor. 1800’lü yıllarda hayatı kökten değiştiren sanayi devrimi kendi içinde dördündücü kez evrilerek yeni bir devrimin kapılarını aralıyor. Bunun adı ise Endüstri 4.0.

Peki dilden dile dolaşan ve geleceğin endüstrisi olarak adlanıdrılan Endüstri 4.0 nedir? Endüstri 4.0’ı en basit tabiriyle ‘Her şey için internet’ veya ‘endüstriyel internet’ olarak açıklayabiriz. Amacı ise geleneksel sanayiyi bilgisayarlaşma yönünde teşvik etmek ve yüksek teknolojiyle donatmak. Her şeyin akıllandığı günümüzde akıllı makineler ve üretim bandlarıyla akıllı fabrikalar kurmak ve akıllı fabrikaları geliştirilen dijital sistemlerle birbirlerine bağlayarak yönetmek. En çarpıcı ifade ile de siber fiziksel üretim teknikleri olarak açıklamak da mümkün. Bugün bilindiği haliyle çok daha karmaşık sistemleri yönetebilen bir fabrikanın oluşturulabilmesi için, bilişim, yerleşik sistemler, üretim, otomasyon tekniği ve makine mühendisliği alanlarındaki inovasyonlar ise bu yeni sanayi devriminin gelişimini tetikliyor. İnternetin üretimde kullanılması, iş geliştirmeden-mühendisliğe birçok yeniliği de beraberinde getirmeye başladı bile.

Diğer bir yandan ise fabrikaların daha az kayıpla üretim elde edebilmesi için tamamen otomatik hale getirilmesi ile iş yükünün adım adım makinelere devredileceği kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Akıllı makinelerin ürettiği akıllı ürünler bir ağ içerisinde birbirlerine bağlanırken, üretim süreci hem daha az kırılganlıkla hem de çok daha fazla verimlilikle yönetilip kontrol edebilebilecek bir hale gelecek.

Ancak Endüstri 4.0’a ayak uydurabilmek için şirketlerin sadece üretim bandlarını uyumlu hale getirmeleri yetmiyor. Başarılı olmak için hem üretimin hem de pazarlamanın tüm süreçlerini baştan aşağı buna göre planlamak gerekiyor. Girift bir sarmal olarak önümüze çıkan Endüstri 4.0, ürünün henüz fikir aşamasındayken başlayan, siparişlerin verilmesinden gelişim ve imalata, buradan da son kullanıcıya teslim edilmesine kadar uzanan uzun bir süreç. Ardından ise bütün hizmetlerin geri dönüştürülmesi ve sürece dahil edilmesiyle son buluyor. Yani bir ürünün üretilmesinden geri dönüşümüne kadar tüm evreleri birbiriyle bağlayan kapsamlı bir operasyon. Bunun anlamı ise firmaların baştan aşağı kendini dönüştürmesi ve sistemleri entegre etmesi anlamına geliyor.

Değer üretmeye giden yolda insanları, nesneleri ve sistemleri birbirine bağlayarak dünyayı devasa bir bilgi sistemine dönüştüren Endüstri 4.0’ın önemini ve üretime getirdiği pozitif etkileri ise şu maddeler ile özetleyebiliriz:

  • Endüstri 4.0 ile imalatta daha fazla otomasyon, müşteri tercihlerine daha fazla bağlı seri üretim, maksimum imalat kalitesi, yerelleşen imalat süreçleri, hızıl inovasyon süreci ve daha az kaynak kullanımı
  • Üretim süreçlerinin daha esnek ve özgür sistem ve uygulamalara imkan tanıması
  • Müşterilere yönelik tamamen kişiselleştirilmiş ürünler üretmenin yüksek maliyetinin minimum seviyelere çekilmesi
  • Veri ileti hızının artması ve 3 boyutlu yazıcılar sayesinde ürünlerin müşteriye daha yakın merkezlerde üretiminin sağlanması ile lojistik operasyonlarının kolaylaşması
  • Enerji kaynaklarının verimli kullanılması.

Peki Endüstri 4.0 ile şirketler için neler değişecek?

İlk olarak kendini geliştirerek Endüstri 4.0’a ayak uydurmuş yeni oyuncuların piyasaya çıkması kaçınılmaz bir gerçek. Elbetteki bildiğimiz geleneksel tabiriyle üretim yapan şirketler her zaman var olacak ama baştan aşağı kendilerini yenilemiş dijital şirketlere dönüşerek hayatlarına devam edecek.

Ancak hala Endüstri 4.0’ın belirsiz bazı yönleri kafalarda soru işareti yaratmaya devam ediyor. Bunlardan en öncelikli olan ise bilgi güvenliği. İnternet üzerinden veya bulut tabanlı bir teknoloji aracılığıyla büyük miktarlarda bilgi paylaşımında güvenliği sağlamak oldukça zor. Bilişim korsanlarının da bu denli büyük ve önemli bilgi paylşaımında boş durmayacakları kesin. Bu yüzden de şimdiden sanal güvenlik hizmetleri geleceğin en önemli iş kolları arasında yerini çoktan aldı.

Diğer bir soru işareti ise mevcut çalışanların niteliği. Endüstri 4.0 ile çalışma şekli ve iş tanımları yeniden belirlenmek zorunda kalırken iş içeriği anlamında yeni gereksinimler doğacak. Çalışanların günümüz “çalışanlarına” oranla çok daha yüksek niteliklere sahip olmaları gerekecek. Yüksek teknolojiye sahip cihazların, akıllı teknolojilerin ve bilişim sistemlerinin kullanabilmesi için için çalışanlara çok daha üst düzeyde bir eğitim verilmesi gerekecek. Ayırca şu an bire bir insanlar tarafından yapılan işlerin makinelere devredilmesiyle çok sayıda çalışan da atıl duruma düşecek.

Ülkemizdeki Endüstri 4.0’a bakış açısına gelecek olursak önemini her ne kadar yeni devrimin yaratıcısı Almanya kadar anlayabilmiş görünmesek de üst düzey kurumlardan konuyla ilgili önemli açıklamalar geliyor. 2016 yılı Bütçe Görüşmelerinde masaya gelen konu ile ilgili bizzat Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bir açıklamada bulunarak, Türkiye’nin yeni nesil teknolojilere yöneleceğini vurguladı.

TÜSİAD ise Endüstri 4.0 ile ilgili geçtiğimiz aylarda bir panel düzenleyerek üyelerine yeni sanayi devriminin önemini aktardı. “Bu kez treni kaçırmayalım” sloganı ile düzenlenen panelin sloganı ise ülke olarak bir an önce gerekli düzenlemeleri yaparak yeni sanayi devrimindeki yerimizi almamızın önemini açık bir şekilde ortaya koyar nitelikteydi.